ANA MENÜ
Kimler Online
Şu anda 25 konuk çevrimiçi
Kıyamet Gerçekliği Ara:

"Kıyamet Gerçekliği, Kur'an-ın Asrın İdrakine Dersidir"

ESKİLERİN MASALLARI (ESATİR-UL EVVELİN) (2013)

Eskilerin Masalları {Esatir-ul Evvelin}


 
Kıyamet Gerçekliği Külliyatından
Dev bir Başyapıt daha:
 
 
ESKİLERİN MASALLARI
 
ESÂTİR-UL EVVELİN
 
ﺃﻟۭﺄﺴٰﻄِﻴۘﺮٌ
ﺃﻷﻭﱠﻟِﻴِِِﻦ
 
 
 ~ 2013  ~ Yılı Eseridir
 

“Bu ESER, tüm ESKİMEZ ESKİLERİ’me, KIYAMET’e Kadar Eskimeyecek olan KUR’AN-I HAKİM’e ve Kabirde Bulunan Ahiret Hayatına Göçüp Gitmiş ATALARIMA ve Onların Kudsi HİKAYELERİ’ne & HATIRALARI’na İthaf ve Takriz edilmiştir, Ruhunuz Şad olsun, AMİN..”
 
“Birden akla gelen ve “BU YILIN TECDİD EDİCİ MÜELLELLİFATI ACABA NE OLACAK?” diye düşünürken, parlak ve Tarih-i Kadimin derin derelerini, Kuran-ı Hakim’in nuruyla aydınlatan birtakım kıssaların içerisinde, iman-ı tahkikiye giden yollar olduğunu işaret eden, isbat ve ilan eden bu mühim eser, zaten Kıyamet Gerçekliği'nin mühim bir parçasının bu ayın içinden itibaren gün yüzüne bu eserle çıkmaya başlaması, bu yıl içinde telif edilecek tefsir-i hakiki'nin de zaten bu eselerin içerisinde olacağına dair işaret geldi. Kıyamet Gerçekliği’nin her bir parça eseri, içerisinde bulunduğu zamana ait iman-ı tahkikinin en mühim meselesine bakan İMAN-KÜFÜR mücadelesine ait en mühim meseleyi her sene içerisinden çıkan ve her yıl yenilenen bir eseriyle TECDİD ettiği gibi, hem ZAMANI hem de İNKAR’dan vücut bulan o mesele-i mühimmeye dair tam bir açıklamalı cevap getirerek, ZAMANI YENİLEMEKTEDİR.”
 
“Mühim bir kısmı zamanın, GENİŞ DAİRESİ’ndeki en önemli hadisata ilişkin bir takım hikayeler ve her ne kadar MİT, MASAL (MESEL)’ler, DESTAN’lar veya EFSANE’ler olarak bunlara bakarken, bu eserler niçin telif gereği düşünüldü diye kendi kendime sorarken birden şu Kur'an-ı Hakim'in parlak ayeti bana yön gösterdi ve ne için çoğunluğunun kaynağı olan Hindistan ve Şarki Asya civarındaki yüzyıllardır anlatıla gelen birtakım destan ve hikayelerin içerisinde dahi, Kur’an-ı Hakim’in birçok suresindeki birçok ayetinde işaret edilen ve o eski zamanlardaki İMAN-KÜFÜR mücadelelerinin varlığına dalalet eden ve bu cihetle o eski zamana bakan ayet-i celilelerin iman-ı tahikikiye uzanan şubeleriyle ilan ve isbat etmek üzere yazılan şu küçük fakat mühim eser; Agarta, Atlantis, Mu, Çin-Hind vs. eski medeniyetler; ile Nuh, İbrahim, Zülkarneyn, İbrahim AS. vs. Kur’an-ı Hakim’de anlatılan peygamberlik hikayeleri bağlantısı meselesine bu zamanda neden çalıştırıldık diye sorarken, işin hakikati şimdilik şu ayet-i celileler ile bildirildi:”
 
 
KURAN-I  HAKİM:
31. Onlara âyetlerimiz okunduğu zaman dediler ki: «(Evet) işittik, istesek biz de bunun benzerini elbette söyleyebiliriz. Bu ÖNCEKİLERİN MASALLARI’ndan başka bir şey değildir.» {ENFAL, 31}
24. Onlara: Rabbiniz ne indirdi? denildiği zaman, «ÖNCEKİLERİN MASALLARI» derler. {NAHL, 24}
 
EY ARKADAŞ! “KUR’AN-I HAKİM’in, Tarih-i Kadim’in derinliklerine bakan ve Eskilerin Hikayeleri şeklinde anlatılagelen mühim bir sırrına bakan, ONÜÇ TARİHİ MÜTEŞABİH AYETİNDEN istifade ettiğim, ON KISA PARLAK KISSA’dan ibarettir. Tamamı, BİR MUKADDİME ile tarihin derinliklerine uzanan ON KISSA’dan oluşan ON EFSANE ile sonuç niteliğindeki BİR HATİME’den oluşan 22 DERS’ten ibarettir..”
 
Tamamını, TARİH VE MİTOLOJİ Lisanıyla ifade edeceğim. Kim isterse istifade edebilir..
 
 
 
KURAN-I  HAKİM:
 

ENFAL, 31. Onlara âyetlerimiz okunduğu zaman dediler ki: «(Evet) işittik, istesek biz de bunun benzerini elbette söyleyebiliriz.
 
Bu ÖNCEKİLERİN MASALLARI’ndan başka bir şey değildir.»
{ENFAL, 31}
 
NAHL, 24. Onlara: Rabbiniz ne indirdi? denildiği zaman, «ÖNCEKİLERİN MASALLARI» derler.  {NAHL, 24}
 
MÜ’MİNUN, 44. Sonra, biz peyderpey peygamberlerimizi gönderdik. Herhangi bir ümmete peygamberlerinin geldiği her defasında, onlar bu peygamberi yalanladılar; biz de onları birbiri ardından yok ettik ve onları birer «İBRET HİKAYELERİNE (EFSANELERE)» dönüştürdük. Artık iman etmeyen kavmin canı Cehenneme!
{MÜ’MİNUN, 44}
 
SEBE, 19. Bunun üzerine: Ey Rabbimiz! Aralarında yolculuk yaptığımız şehirlerin arasını uzaklaştır, dediler ve kendilerine yazık ettiler. Biz de onları, ibret KISSALARI (EFSANELER, MASALLAR, HİKAYELER) haline getirdik ve onları büsbütün (AYRI AYRI MEMLEKETLERE) dağıttık. Şüphesiz bunda, çok sabreden ve çok şükreden herkes için İBRETLER (GÖSTERGELER, AYETLER, İŞARETLER) vardır.
{SEBE, 19}
 
ÂL-İ İMRÂN, 82: Her kim de İSLAM’DAN BAŞKA bir din ararsa, artık ondan ihtimali yok BATIL DİNİ kabul olunmaz ve Ahirette kaybedenlerden olur.
 
MAİDE, 48: Sana da (ey Muhammed) geçmiş kitapları tasdik eden ve onları kollayıp koruyan Kitab (Kur'ân)’ı HAK (GERÇEK) ile indirdik. Onların aralarında Allah'ın indirdiği ile hükmet. Onların arzu ve heveslerine uyarak, sana gelen haktan sapma. Biz, her biriniz için bir ŞERİAT ve YOL belirledik. Eğer Allah dileseydi sizi TEK bir ümmet yapardı, fakat size verdiklerinde sizi denemek istedi. Öyleyse iyiliklere koşun. Hepinizin dönüşü Allah'adır. O, ihtilafa düştüğünüz şeyleri size HABER verecektir.
 
ÂL-İ İMRÂN, 7: O, sana KİTAB’ı indirendir. Onun (Kur’an’ın) bazı âyetleri, MUHKEM (DEĞİŞMEYEN, SABİT, ZAMANA VE ŞARTLARA GÖRE YENİDEN AÇIKLANAMAYAN, YENİLENMEYEN)’dir, onlar kitabın anasıdır.
Diğerleri de, MÜTEŞABİH (DEĞİŞKEN, DİNAMİK, ZAMANA VE ŞARTLARA GÖRE YENİDEN AÇIKLANAN, YENİLENEN)’dir. Kalplerinde bir eğrilik olanlar, fitne çıkarmak ve onun olmadık yorumlarını yapmak için müteşabih âyetlerinin ardına düşerler. Oysa onun GERÇEK manasını ancak Allah bilir. İlimde derinleşmiş olanlar, “Ona inandık, hepsi Rabbimiz katındandır” derler.
 
(Bu İNCELİĞİ, TARİH DERİNLİĞİNİ) ancak akıl sahipleri düşünüp anlar.
HÛD, 100: Bunlar, sana DOĞRU HABER (KISSA) olarak aktardığımız (GEÇMİŞTEKİ, TARİHTEKİ, MİTOLOJİDEKİ) kuşakların haberleridir. Onlardan kimi AYAKTA KALMIŞ (hâlâ izleri var, kimi de) biçilmiş ekin (gibi yerle bir edilmiş, KALINTISI SİLİNMİŞ)’tir.
 
HÛD, 101: Biz onlara zulmetmedik, ancak onlar kendi nefislerine zulmettiler. Böylece Rabbinin EMRİ geldiği zaman, Allah'ı bırakıp da taptıkları İLAHLAR, onlara hiç bir yarar sağlayamadı, 'HELAK ve KAYIP'larını arttırmaktan başka bir işe yaramadı.
 
HÛD, 102: Onlar, zulüm işlemektelerken, ÜLKELERİ (veya KUŞAKLARI, NESİLLERİ) yakaladığı zaman, Rabbinin yakalayı-vermesi işte böyledir. Gerçekten O'nun yakalayıvermesi pek ACIKLI, pek şiddetlidir.
 
HÛD, 103: Ahiret azabından korkan için bunda kesin AYETLER (DELİLLER, İBRETLER) vardır. O, bütün insanların kendisinde toplanacağı bir gündür ve O (KIYAMET), GÖZLEM-LENEBİLEN (GELMESİ BEKLENEN ve MÜMKÜN OLAN) bir gündür.
 
HÛD, 104: Biz onu (KIYAMETİ VE ONUN BÜYÜK ALAMETLERİNİ) sayılı bir sürenin (ecelin) dışında ertelemeyiz.
 
HÛD, 105: (KIYAMET’in) Geleceği günde, O'nun izni olmaksızın, hiç kimse söz söyleyemez. Artık onlardan kimi 'BEDBAHT ve MUTSUZ' {GÖSTERGELERE İNANMA-YANLAR}, (kimi de) MUTLU ve BAHTİYAR’dır {GÖSTER-GELERE İNANANLAR},.!
* * *

BİRİNCİ DERS

GİRİŞ {MUKADDİME}

 
Niçin bu eser kaleme alındı?
 
Son zamanlarda, yükselişe geçen bir inkarcı fikir sisteminin, istinad noktasını ve nihai gücünü eski tarihi belge veya birtakım kurgulanmış (teorik) kanıtlara dayandırarak, peygamberlerin ve yaşadıkları olayların ve kutsal kitaplar vasıtasıyla bize ulaşan mesellerin gerçeğe aykırı veyahutta yanlış yazılmış oldukları veyahutta bütün bütün inkar etme noktasına zihni götürerek, iman-ı tahkikinin esasına ve erkanına ilişkin bazı mühim imani meseleri inakara götürdüğü görülmektedir. Özellikle, gücünü tarihi kanıtlar-dan çok, uydurma birtakım hadisler ve tarihi belgeler ile zihni ve aklı çeldirici peygamberlerin veya kutsal kitapların varlığına ilişkin somut kanıtlar bulma arayışına felsefi ve bilimsel olarak bireyi sürüklemek istemesi ve şeytanın da bir vesvese ve desisesiyle, akılla şüphe uyandıran ufak bir zihni çeldirici meselenin büyütülmesi veya çarpıtılmasıyla, birtakım çoğu genç ve ilmi derinliği olmayan safiyane insanları, gücünü birtakım sosyal medya ve internet siteleri vasıtasıyla da arttırarak inkar noktasına sürüklediği görülmektedir.
 
İşte bu noktada, bu eseri kaleme almamızın esas nedeni; bu noktada şeytanın ve büyük deccalın bu inkarcı fikir sisteminden husule gelen tereddütleri izale ile birlikte, iman-ı tahkiki’nin tamiratına ilişkin meseleleri aklı ve zihni iman-ı tahkikinin Kur’an’ın nurlu pencereleri hükmünde olan ilgili müteşabih ve muhkem ayetlerine dayandırarak, meselenin ilmi derinliklerine ve tarihsel kanıtlarına da değinerek ve her üç kutsal kitapta geçen ilgili bölümleri tarihsel kanıtlarıyla karşılaştırarak tevhidi ve vahdaniyyetin kainata olduğu kadar, tarih-i kadime de vurmuş olduğu parlak sikkeyi ilan ve isbat etmekdir.
 
Gerçi, bu kıymetli eserde doğu ve batı kaynaklarından tahkik edilerek ortaya konacak olan bu eski uygarlıklara ve kavimlere ait meseleler genişçe ve birçok millette teferruatlı ve ayrı ayrı gitse de, biz yine önceki Kıyamet Gerçekliği eserlerindeki metodolojiyi ve dokuyu da bozmadan ve harika bir surette tüm bu meselelerin varlığını kıyamete ve onun isbatına bakan kıyametin büyük alametlerinden birisi olan ve tarih öncesinde yeraltında saklı kalmış olan ve ahir zamanda yeniden ortaya çıkacakları ayet ve hadislerle sahih olarak bildirilen Agarta Medeniyeti ve onların sakinleri olan Ye’cüc ve Me’cüc bahsi üzerine odaklayarak, hem bu eski medeniyetlere ait bilgileri, sırr-ı vahyin feyziyle ortak bir noktada birleştirmiş olacağız ve hem de iman-ı tahkikiye giden bir yoldaki önemli bir kilometre taşı olan ve ahir zamana bakan mühim bir meselenin de ağırlıklı olarak bu eserde isbatına çalışacağız..
 
Vesselam..  
 
İşte, Furkan-ı Hakim’de, "Eskilerin Masalları" ve ''Mitoloji Kurbanları'' terimleri ile nitelendirilen bu inkarcı zihniyete ait, temsil dürbünüyle bu meseleye bakanlar, şunu gösteriyor ki; insanoğlunun karakteri, asırlar geçse de hiç değişmiyor. Dün ne ise, bugün de aynı. Zaman değişti, ama bu hakikat hiç değişmedi! İşte bu inkarcı zihniyet, bir yandan son ilahi Kitap'ta anlatılanlara, "Zaman artık değişti veya Modernleşti!" diyerek kitleleri aldatıp, "Eskilerin Masalları!" diyerek karşı çıkıyor! Diğer yandan da, kitleleri bu meselelere odaklayarak aldatıp, günlük hayatını "Çağın Mitoloji-leri"ne göre düzenliyor veya tarihi öyle algılıyor, olayları birer yaşanmış tesadüfler zinciri olarak medya ve yayın organlarının da gücüyle bu şekilde lanse ettiriyor! Daha dün, Arap müşrikleri de aynı şeyleri söylüyor ve yapmıyorlar mıydı oysa ki. Bunu Kur’an’daki birçok ayette açıkça okumaktayız. Peki, şimdi yaşadığımız bu çağda farklı olan nedir? Günümüzün çağdaş müşrikleri de aynı şeyleri söylemiyor veya yapmıyorlar mı!
 
 
İşte, Furkan suresi’nin 5.ayetinde buna şöyle işaret ediliyor:
 
"Onlar, 'Kur'an öncekilerin masallarıdır; başkalarına yazdırıp sabah akşam kendisine okunmaktadır' dediler."
{Furkan, 5}
 
 
Tabi, bunları anlatırken, buradaki esas amacımız, tarihi bilgileri arttırmak, araştırmak ve tahkik etmek değildir ki; zaten yazılı tarih bunu hemen hemen tüm insanlık tarihi boyunca çeşitli suretlerde kaleme alarak not etmiştir. Aynı, üslup TEVRAT (ESKİ AHİT), İNCİL (YENİ AHİT) ve KUR’AN’da da mevcuttur. Fakat esas en önemli mesele ise, TEVHİD’i isbat edecek şekilde tarih içindeki tüm bu kaynaklardaki ele alınan meseller ve hikayeler şeklindeki anlatıları, efsaneleri karşılaştırmalı bir üslup ile VAHDANİYYET ilkesi çerçevesinde, hepsinin kökenini tevhid dinleri ve esas olarak islamiyettin saf ve temiz olan VAHİY nurundan nuzül eden birer HAKİKAT PARÇALARI olduklarını İLAN ve İSBAT etmektir.
 
İşte bu mühim Eser, bu esas meseleye odaklanmıştır ve kendi metodolojisi içerisinde, tarihi KADİM bilgileri tevhid ekseninde bu yorum farkına göre yeniden ele alarak, bu tarihi meseleleri ele alırken, Hz. Adem’in yaratılışından başlayarak, kademeli olarak ilerlemekte ve aynı zamanda, insanlık tarihinin Hz. İbrahim zamanının hemen öncesine tekabül eden Zülkarneyn AS. Zamanına kadar kronolojik bir şekilde kıssalarını o Eski medeniyetlerin bazılarına geçen masallar ve efsanelerin izdüşümlerinde karşılaş-tırmalı olarak yenidene ele alarak, hepsinin aynı nurani kaynaktan geldiklerini TEVHİD ekseninde İLAN ve İSBAT etmektedir. 
 
İşte, bu eser şunu ilan ve isbat etmektedir ki, bu hakikat parçalarını taşıyan kıssaların her birisi, zaten bizatihi KENDİSİ, TARİHE DÜŞÜLMÜŞ KAYITLAR ve birer İBRET DERSİ oldukları için, kitabımız boyunca ilerleyen her bir bölümde, ibret çıkarılması gereken birer İBRET LEVHASI veya HİKAYESİ olarak bakılmalıdır, SALT ESKİLERİN ANLATILAGELEN sıradan bir MASALI değillerdir. Kur’an’ın zamanın geniş dairesine yayılmış olan hakikat parçalarıdır.
 
Öyleyse, buradaki hakiki amacımız ve hedefimiz; yine Kur’an-ı Hakim’in bu asrımıza bakan bazı mühim şüphelerden ve TARİH-İ KADİM vasıtasıyla, şeytanın da vesvesesiyle akla düşürdüğü ve imanın erkanına ilişen bazı mühim soruları ve halli güç olan mühim imani bazı meseleleri İMAN-I TAHKİKİ’yi isbat ve ilan etmek üzere, gerekli ilim dallarından (TARİH VE MİTOLOJİ) yarar-lanarak İLAN ve İSBAT etmektir.
 
KUR’AN’DA ANLATILAN İBRETLİK ÖYKÜLER:
ESKİLERİN MASALLARI
 
Kur’an, Mekke’de yükselen sarsıcı söylemi bastırmak için, inkarcıların türlü savunma refleksleri geliştirdiklerini söyler, bunlar-dan en/ön önemlileri ise şunlardır:
ESKİLERİN MASALI - UYDURULMUŞ YALAN - APAÇIK BÜYÜ - ÇOK ESKİ BİR YALAN - ANLATILAGELEN UYDURULMUŞ HİKAYELER  -ATALARIN HİKAYELERİ
 
Acaba bunlar neye, hangi söyleme karşı söyleniyordu dersiniz? Peygamber ne söylüyordu ki, peygamberin bu söylemine karşın masal - efsane - sihir - büyü - iftira - yalan - uydurma vs. diyorlardı, onunla alay ediyorlardı. Gerçekten böyle olabilirmiydi, işin aslı nedir dersiniz? Bu küçük eserimizde, aslında bir umman olan ve ve o nazik peygamberin kalbinde bir cam kırığı-misali derin yaralara bırakan bu iftiraların ne kadar asılsız olduğuna değineceğiz bu küçük ve anlamlı eserimizle elimizden geldiğince.
Bir şairin dediği gibi;
 
 
CAM KIRIKLARI!

Simsiyah bir gecenin ortasındayım
Gözlerimde hüznün masum bakışları var
Yüreğimdeki sen çıkmaya hazır
Bekliyorsun gecenin sonunu...
Sokaklardaki ıssızlık işliyor damarlarıma
Kapkaranlık yollar... Ve sessiz
Tek ışık kırık bir loş sokak lambası
O da aydınlatmaya yetmiyor yalnızlığımı..
Yıldızlar var gökyüzünde
Her şeye rağmen parıldıyorlar
Yürüyorum... Yollar karanlık... Sessiz
Tek ışık kırık bir loş sokak lambası..
Bakışlarımdaki hüzün karanlık sokakta
Oldu bir yalnızlık ve korku...
Üşüyorum... Yollar karanlık ve sessiz
Binalar var yıkık dökük..
Kiminin camı yok kiminin kapısı
Cam kırıkları var soğuk kaldırımlarda
Elim kanıyor onları toplarken
Kanımı damlatarak devam ediyorum..
Bu sessiz ve karanlık yola
Tek ışık kırık bir loş sokak lambası
O da aydınlatamıyor ıssızlığımı
Yürüdükçe ıssızlık artıyor bu sokakta..
Daha çok üşüyor ve korkuyorum
Gözlerimdeki hüznün sesi kulaklarımda
Yürüdükçe daha da çok kırık dökük bina
Kiminin bacası yok kiminin çatısı...
Gecenin sessizliği çökerken üzerime
İşlerken yüreğime yalnızlık
Elimdeki cam kırıkları ile uyanıyorum.

Senin yokluğunu farkediyorum bir an...
Ben hala bıraktığın yerdeyim
Ellerimde cam kırıkları..
 
İşte, biz de o şeffaf ve güneşi aksettiren cam kırıkları misali, Kur’an güneşinin parlak lem’alarıyla aydınlatmaya çalıştığımız o küçük virane odamızı, iç dünyamızı ve dimağımızı, kah tarihin derinliklerine inerek, kah ayetlerdeki kıssaları yeniden önümüze koyarak derinlemesine ufkumuzu açacak şekilde, biz de bu meselenin içerisine dalıp, Hakikat-i Kur’aniyenin nurlu parlak levhalarını göstermeye ve İ’caz-ı ilahiyesinin sırlı mektuplarını, Tarih-i Kadim’den günümüze uzanan uzunca bir elif çizgisi gibi okumaya ve anlamaya ve de en önemlisi anlatmaya çalışacağız.
 
Anlatmaya çalışacağız, ve çalışmalıyız da, hatta derimiz kağıt ve kanımız mürekkep olsa dahi bu hakikatlerin anlatılmasını düşün-mekteyiz ve öyle de olmalı. Asr-ı saadette de fikir ekseni bu minvalde dönmüyor muydu? Efkar-ı umumiye bu çarklar içerisinde yuvarlanıp gitmiyor muydu? İlmin kayıp hazineleri ve kur’anın elmas kılınçları bunlar değil miydi? Ve de en önemlisi de bizim bu asrın insanını ilgilendiren meselesi, bizim hepimiz için, ister mümin isterse puta tapan olsun kayıp hazinesi değil miydi? Ve bulmak için Çin’de dahi olsa bulup yerin altından çıkartıp getirmesi gerekmiyor muydu? İşte biz de bu eserimizde kah uzak doğuya, kah Hinde, Çine veya Rusyaya, veyahutta ta Amerikaya giderek bu sırlı hakikatleri “ESKİLERİN KUR’AN-I HAKİMDEKİ ESKİMEZ MASALLARINI” bu sırlarla ve kur’an-ı hakimin ilgili ayetleriyle, bu asırdan ta oralara uzanıp ilmen KEŞİF VE İHATA edeceğiz. Bakınız, ne kadar anlamlıdır ki, biz bu ithamların geçtiği yerleri KUR'AN’dan tek tek çıkardık.
 
En çok geçen de ESKİLERİN MASALLARI bakın,
 
Dinle şimdi neymiş bu eskilerin masalları?
 
 
 
 

KIYÂMET GERÇEKLİĞİ KÜLLİYÂTI NEDİR?

Kıyâmet Gerçekliği Külliyâtı, âhir zaman yakın gelişecek önemli Kıyamet Alametlerini ve KUR’ÂN, HADİS, İNCİL ve KUTSAL KİTAP gibi dini kaynaklardaki bu konu ile ilgili yorumları ve te’villeri sırr-ı vahyin ve Kur’ân’ın feyziyle açıklamaya ve aydınlatmaya yönelik pozitif bilim dallarına (MATEMATİK, FİZİK, KİMYA, BİYOLOJİ, ASTRONOMİ, EDEBİYAT, TARİH, COĞRAFYA, ARKEOLOJİ, FELSEFE, EKONOMİ, SOSYOLOJİ GİBİ V.B.) yönelik oluşturulan bir eserler bütünüdür. Kıyamet Gerçekliği’nin asıl fonksiyonu ise, İMÂN-I TAHKİKÎ’yi elde etmek ve İLMELYAKÎN’den HAKKALYAKÎN’e çevirmektir. Kıyâmet Gerçekliği Külliyâtı, aynı zamanda geçmiş zamanda meydana gelmiş ve gelecekte gelişecek olan önemli dinî olayların ve pozitif bilim dallarının bu yöndeki önemli ve özet bilgisini içeren sonuçlarını, kullandığı üç aşamalı İSBAT, DELİL ve BÜRHAN Metodolojisiyle şimdiki zamanda ve elimizde hazır bir bilgi birikimi gibi gösteren, MANEVÎ BİR ZAMAN MAKİNASI’dır.

Kıyamet sürecindeki, Bilim ve İnsanlık tarihindeki önemli ve kritik olayları ve teorileri detaylarına ve derinliğine inerek, gerçekliğini ispat ve ilân eden, aynı zamanda o konuyu destekleyen grafiklerle görsel olarak ortaya koyan MANEVÎ BİR TEFSİR’dir. 1186 sayfadan oluşan Eski Antlaşma (TEVRAT) ve 436 sayfadan oluşan Yeni Antlaşma (İNCİL)’den oluşan KUTSAL KİTAP ile 600 Sayfadan oluşan KUR’ÂN’ın toplam sayfa sayısı 2222’dir ve bu özellikleriyle ÜÇ SEMAVÎ KİTAP, KIYAMET’e işaret eder ve İCMÂLLİ (ÖZET OLARAK) bir şekilde açıklar. Ayrıca Kur’ân’ın yaklaşık ÜÇ’te birlik bir bölümünü oluşturan 2222 âyeti de yine benzer şekilde KIYAMET ve HAŞİR meselesinden detaylı bir şekilde bahseder. Benzer şekilde, KIYAMET GERÇEKLİĞİ KÜLLİYÂTI da 2222 sayfadan oluşan toplam ÜÇ eserden meydana gelmiş olup, bu özelliğiyle KIYAMET’i yani DÜNYA’nın SONU’nu TAFSİLLİ (AYRINTILI OLARAK) bir şekilde ilân ve isbât eder. Dolayısıyla Kıyamet Gerçekliği Külliyatı, Kur’ân’ın âyet sayısı olan 6666’nın ALTI mertebesinden birisini içeren ve KIYAMET’i ilân ve isbât eden 1111 âyetini; yine Kur’ân’ın ÜÇ mertebesinden birisine işaret eden 2222 sayfadan MÜTEKAMİL (OLUŞAN) ilmî bir eserle tefsir ederek, aşağıda değineceğimiz ÜÇ önemli meseleye ilmî ve gerçekçi bir çözüm getirmeye çalışır. Kur’ân’daki ve diğer İslâmî kaynaklardaki âhir zamana yönelik konuları, bu ÜÇ önemli mesele ekseninde, her bir konuyu ait olduğu pozitif bilim dalına göre ispat ve izah eden, açıklayan ilmî bir eserdir.

Kıyamet Gerçekliği Külliyatı’nın asıl hedefi ise, tarihte ortaya atılmış olan en büyük inkarcı fikir sistemlerinin ortaya attığı fikirlerin geçersizliğini kendine özgü bu ilmî metodlarla izah ve isbât etmektir. Bu sebeple, insanlık tarihinde karşılaşılmış olan en temel dini problemlerin ortaya koyduğu önemli meselelere aklî ve ilmî delillerle çözüm getirmeye çalışır. Buna göre, Kıyamet Gerçekliği Külliyatı tüm tarih boyunca insanlığın kafasını meşgul etmiş olan ve aynı zamanda birçok insanın Şeytan’ın da vesvesesiyle CEHENNEM’e gitmesine sebep olan ve insanların büyük bir kısmını tereddüde düşüren FELSEFÎ meseleleri şu ÜÇ önemli mesele üzerinde ODAKLAR ve bunlara çözüm getirmeye çalışır:

BİRİNCİSİ; EVREN EZELDEN (SONSUZ ÖNCESİNDEN) beri mi vardır yoksa sonradan bir BAŞLANGIÇ noktasından mı yaratılmıştır? Eğer tüm Kainat bilinçli bir yaratıcı tarafından yaratılmışsa bunları meydana getiren KEVNÎ (ASTRONOMİK ve KOZMOLOJİK) KANUNLAR nelerdir ve maddeyi ve onu oluşturan yapıtaşlarını nasıl meydana getirmişlerdir?

İKİNCİSİ; EVREN bu şekilde EBEDİYETE (SONSUZ SONRASINA) kadar devam edecek midir yoksa bir SONU var mıdır? Eğer tüm Kainatın bir sonu varsa bu son demek olan KIYAMET ne zaman ve nasıl gelecektir?

ÜÇÜNCÜSÜ; HZ. İSA, HRİSTİYAN DÜNYASI’nın iddia ettiği gibi ALLAH’ın Oğlu mudur değil midir? Allah tüm Kainatın idare edicisi, kanun koyucusu ve yaratıcısı olduğu halde nasıl bir ÇOCUK edinebilir? Bu konuya ilişkin İNCİL’de sunulan iddialar tarihsel gerçekliklere ne kadar uygundur ve tüm insanlık tarihi içerisinde Allah’ın isterse bir insanı babasız da yaratabileceğini gösteren HZ. ÂDEM’in yaratılışıyla çelişmekte olan bir durum var mıdır? Tüm bu soruların detaylı cevaplarına ilişkin gerçekçi yorumlar getirilemeyişi ve özellikle yaşadığımız bu asırda, tasavvufdaki dört büyük makamdan oluşan ŞeriatTarikatHakikat ve Ma’rifet’ten ikincisi olan Tarikat’ın, bu soruların cevaplarını bulmakta yetersiz kalması, zamanımızda pek çok kez suistimal edilen Tarikat devrinin bittiğini ve İmanı Kurtarmak davasının her zamankinden daha çok gerekli olduğu bir döneme doğru girdiğimizi göstermektedir. Dolayısıyla “Ya davayı kazanmak veya kaybetmek!” meselesi çağımızda yaşayan her insanın başına açılmış olan en dehşetli imtihan meselesi olup, insanlığın en önemli davasıdır. İşte bu noktada insanlara o müthiş davayı kaybettiren mesele, ibadetleri dört dörtlük yapıp yapmamak veya fıkıh kurallarını en ince detaylarına kadar uygulamak meselesi değildir.

KIYAMET GERÇEKLİĞİ KÜLLİYATI NASIL BİR TEFSİRDİR?

Kıyamet Gerçekliği Külliyatı, 2006 yılından beri yazılmaya başlanan ve yaklaşık 10 yıldır şimdilik 11 ciltten ve yaklaşık 130 (129) parçadan oluşan Tahkiki imana yönelik yazılan bir eserler bütünüdür. Bu yönüyle, Risale-i Nur ile bazı benzerlikleri bulunur. Örneğin, Risale-i nurun ilk eserleri olan İşaratu’l İ’caz ile Mesnevi-i Nuriye eserleri, İşaratu’l İseviyye ve Mesneviye-i Uhreviyye ile içerik ve isim bakımından bazı benzerlikler taşır. Fakat bu benzerlik mülellifin kendi tercihi ilen belirlenmemiş olup, eserin yazılması sırasında sonradan fark edilmiş 100 sene farkla gerçekleşen bir tevafuk ve benzerliktir. Buna bir diğer örnek de Tabiat risalesi ve Yaratılış gerçekliği arasındaki büyük benzerliklerdir. Bununla birlikte, tüm bu eserler bütünü, Felsefe ve Fen bilimleri kaynaklı inkarcı fikirlerin gerçek temeline inerek, İman-ı tahkiki ile Haşir, Kıyametin gelmesi ve Cennet ve Cehennem’in varlığının isbatı gibi gaybi konulara yönelik hazırlanmıştır. Oysa bu yönüyle de, Risale-i Nur'dan felsefi çizgide ayrılarak Kıyamet meselesinin isbatına yönelir. Böyleyken, risale-i nur bir önceki asırda yalnız Haşir, yani yeniden diriliş konusunun isbatına daha çok odaklanmaktadır ki, üstadın pek çok risalesi, felsefeden kaynaklanan inkarcı akımların çoğu biyoloji kökenli bazı inkarcı bu çeşit teorilerden kaynaklandığı için daha çok bu mesele üzerinde odaklanmaktadır.

İşte, Kıyamet Gerçekliği Külliyatı ise, benzer akımların içinde bulunduğumuz asırda yön değiştirdiğini ve esas isbat edilmesi gereken öncelikli iman meselesinin Kıyametin gelmesi, yani dünyanın ve kainatın mutlak bir sonu olması gerektiğinin kur'an'a dayalı felsefi ve pozitif bilimler kaynaklı isbatına yönelik olduğunu ortaya koyar. Dolayısıyla, asrımızdaki pozitif bilimlerin incelmiş noktaları şu meselenin isbatına yöneldiği ehl-i tahkik tarafından ve tüm üviversitelerin akademik branşları tarafından da tasdik edilmiştir ki, çağımızdaki en önemli kuran işaretleri ve delilleri pozitif bilimlerin bu meseleye yönelik isbatlarına bakmaktadır.

 


 KİTABIMIZIN ALTERNATİF SATIN ALMA SEÇENEKLERİ:

 
 
FormatFiyatıKitabın tamamı
BASILI KİTAP FORMATI    
BASILI kitap olarak AMAZON.com dan 24.99 $
BASILI kitap (Karton kapak) olarak LULU.com dan 17.99 $
BASILI kitap (Hard cover) olarak LULU.com dan Henüz Mevcut değil
e-KİTAP FORMATI    
e-KİTAP olarak LULU.com dan 4.99 $
e-KİTAP olarak GOOGLE PLAY STORE Ücretsiz
e-KİTAP olarak APPLE dan Ücretsiz
e-KİTAP olarak AMAZON.com dan Henüz Mevcut değil
e-KİTAP olarak BARNES & NOBLE dan Ücretsiz
e-KİTAP olarak SCRİBD dan Ücretsiz
e-KİTAP olarak KOBO dan Ücretsiz

Eserle İlgili Anahtar Kelimeler (Tags - Keywords):

Eskilerin Masalları, Esatir-ul Evvelin, Kur'an'da Eski Kavimler, Eski Kavimler, Kıyamet Gerçekliği Külliyatı, kıyamet gerçekliği, kıyamet, ahir zaman, doomsday, 2012, zamanın sonu, end of time, jesus second coming, isa'nın ikinci gilişi, mehdi'nin zuhuru, güneşin batıdan doğması, dabbe-ül arzın çıkışı, ye'cüc ve me'cüc, deccal, apokalipto, holy book, bible, revelation book

 

 

NASIL SATIN ALACAĞIM?

Kitaplarımızı Smashwords.com veya Lulu.comAmazon.com üzerinden basılı veya ekitap olarak satın almak için, sitede uygulanan üyelik işlemini tamamladıktan sonra, kitabınızın satın alma seçeneğini izleyin. Direkt satın alma seçeneği olan kitaplarımızı ise (ePUB veya PDF sembolü bulunan) "Sepete ekle" veya "Add to Cart" butonuna tıklayın ve işlemi devem ettirin. e-Kitaplarımızı satın alma ve indirme noktasında, problem yaşarsanız, "e-KİTAP SATIN ALMA KILAVUZU"muzdan resimli olarak satın alma işlemini kolayca öğrenebilirsiniz..

e-KİTAP SATIN ALMA KILAVUZU-1 {SMASHWORDS için}

e-KİTAP SATIN ALMA KILAVUZU-2 {LULU için}

 

NASIL İNDİRECEĞİM & OKUYACAĞIM?

Kitabınızın satın alma işlemi bittikten sonra, bir link belirecektir. Bu linke tıkladığınızda, 10 saniye içerisinde e-PUB veya satın almış olduğunuz diğer formatlardaki istediğiniz formatındaki kitabınızın indirme sayfası önünüze gelecektir. Kitabı, bilgisayarınıza veya tablet cihazınıza indirdikten sonra, açmak ve okumak için İKİ seçeneğimiz vardır:

e-Kitaplarımızı PC veya Tablet & Telefonunuza indirdikten sonra, "Adobe Digital Editions" veya "Calibre" programıyla nasıl okuyabileceğiniz, aşağıdaki resimli olarak "e-KİTAP OKUMA KILAVUZU"muzda detaylarıyla verilmektedir:

e-KİTAP OKUMA KILAVUZU {ADOBE DİGİTAL EDİTİONS & CALİBRE için}

1Calibre programını indirip cihazınıza kurduktan sonra kitabınızı programa kolaylıkla "Kütüphaneye ekle- Add to Library" menüsünden ekleyerek okumaya başlayabilirsiniz. Calibre programını buradan ücretsiz olarak indirebilirsiniz:  Calibre

* Sitemizde linkleri yayınlanan kitaplar epub formatında olduğundan ne yazık ki .mobiformatını destekleyen Kindle cihazlarda hemen okunamamakta. Ancak Calibre isimli programı kullanarak kitapları mobi formatına çevirebilir ve Kindle cihazınızda da okuyabilirsiniz..

** Yayınlanan kitaplarımızı ayrıca piyasada bulunan diğer ekitap okuyucu cihazlarda da (reeder, Sony Reader, Nook v.s.) okumanız mümkün.

*** Şimdi sitemizde yayınlanan kitapları PC’de okumak için gerek duyulan yazılımlardan da bahsedelim. Aşağıda linklerini verdiğim programları bilgisayarınıza yükledikten sonra kitapları bilgisayarınızdan da zahmetsizce okuyabileceksiniz.

2Adobe tarafından geleştirilen epub, pdf, ve diğer pek çok biçimde hazırlanmış kitapları okumak için Adobe eBook Reader'ı Adobe sitesinden ücretsiz olarak indirebilir ve kitaplarınızı "Adobe ID numarası alarak kayıt yaptırdıktan sonra dilediğiniz kadar satın aldığınız kitabı "Add to Library" "Kütüphaneme ekle" menüsünden ekledikten sonra anında okumaya başlayabilirsiniz..

Her iki şekilde de kitaplarınızın indirilmesi ve okunabilir hale gelmesi yaklaşık 1-2 dakikalık bir işlem alacaktır.

Bu programların bilgisayarınıza yüklenmesiyle ilgili karşılaştığınız her türlü sorunu iletişim formundan bizlere ulaştırırmanız durumunda, sorunların çözümünde site olarak yardımcı olmaya hazırız.

ÖNEMLİ NOT:Bu sitede yayınlanan tüm basılı & e-kitapların telif hakları Kıyamet Gerçekliği Külliyatı'na aittir. İzinsiz kısmen veya tamamen kopyalanması yasaktır..

Son Güncelleme (Çarşamba, 03 Ocak 2018 14:22)

 "I have always imagined that paradise will be a kind of library." Her zaman Cennet'in Kitaplardan oluşmuş bir çeşit kütüphane olduğunu hayal ettim.. - Jorge Luis Borges -
YENİ KİTAPLARIMIZ

KÜÇÜK ELİSA

[Zaman Yolcusu] (2017)

Küçük Elisa

 KANON

[Kutsal Kitapların Yeni Bir Yorumu] (2016)

KANON

SİTEYİ ÇEVİR
English French German Italian Portuguese Russian Spanish
FACEBOOK SAYFAMIZ
KIYAMET GERÇEKLİĞİ

İLLÜMİNATİ GERÇEKLERİ

İSLAMİ BİLGİLER

 

Peygamberler Tarihi